Duygusal eş anlamı nedir ?

Koray

New member
Duygusal Eş Anlamlısı Nedir? His, Hissî ve Duygu Dünyasının İncelikleri

Duygusal Eş Anlamlısı Nedir? Kelimenin Peşine Düşünce İnsan Neden Biraz Fazla Duygusal Oluyor?

Bir kelime düşünün: “Duygusal.” Tek başına söylendiğinde bile insanın zihninde hemen birkaç sahne beliriyor. Yağmur altında yürüyen biri, eski sevgilisinin mesajını 14. kez okuyan başka biri, düğünde mendili çıkarıp herkesten önce ağlamaya başlayan amca… Bir de “Ben hiç duygusal biri değilim.” deyip reklam filmindeki köpeğin sahibine kavuştuğu sahnede gözleri dolanlar var. İnsan gerçekten ilginç bir canlı.

Peki “duygusal” kelimesinin eş anlamlısı nedir?

En doğrudan karşılık “hissî” kelimesidir. “Duygusal” sözcüğü, sözlük anlamı bakımından duygularla ilgili, duygulara dayanan, hissî anlamında kullanılır. Ayrıca duygunun ağır bastığı veya bir insanı ya da eseri yoğun biçimde etkilediği durumları da anlatabilir.

Fakat burada küçük ama önemli bir ayrıntı var: Bir kelimenin eş anlamlısını bilmek, onu her cümlede düşünmeden yerine koyabileceğimiz anlamına gelmez. Dil biraz mutfak gibidir; aynı malzemeyi her yemeğe koyarsanız ortaya yemek değil, toplu bir mutfak kazası çıkabilir.

Duygusal Kelimesinin En Yakın Eş Anlamlısı: Hissî

“Duygusal” kelimesinin en yakın eş anlamlı karşılıklarından biri hissîdir. Hissî, duygu ve hislerle ilgili olan anlamında kullanılır. Dolayısıyla:

“Duygusal bir yaklaşım sergiledi.”

cümlesi,

“Hissî bir yaklaşım sergiledi.”

şeklinde kurulabilir. Ancak ikinci kullanım günlük konuşmada daha eski, edebî veya resmî bir hava yaratabilir.

Burada önemli olan nokta, “duygusal” kelimesinin yalnızca ağlamak, romantik davranmak veya hassas olmak anlamına gelmemesidir. Duygusal olmak; bir olaydan etkilenmek, hislerle hareket etmek, bir durumun insan üzerindeki içsel etkisini önemsemek gibi daha geniş anlamlara gelebilir.

Sözlük kaynaklarında “duygusal” için “duygularla ilgili, duygulara dayanan, hissî” anlamının yanı sıra duygunun ağır bastığı insan veya eser anlamı da yer alır.

Yani “duygusal” kelimesini yalnızca “çok ağlayan insan” şeklinde düşünmek biraz haksızlık olur. Çünkü bazen en duygusal insan, toplantıda gözyaşı döken değil, herkes gittikten sonra masada unutulan kahveyi çöpe atmaya kıyamayan kişidir.

Duygusal, Hissî, Duygulu ve Hissiyatlı Aynı Şey mi?

İşte burada dilin güzel tarafı ortaya çıkıyor.

“Duygusal”, “hissî”, “duygulu” ve “hissiyatlı” kelimeleri birbirine yakın olsa da her biri cümlede farklı bir renk oluşturabilir.

Duygusal: Duygularla ilgili veya duyguların etkisinin belirgin olduğu durumları anlatır.

Hissî: Duygu ve hislerle ilgili anlamına gelir. “Duygusal” sözcüğüne yakın olmakla birlikte günlük kullanımda daha az yaygındır.

Duygulu: Duygusu yoğun, kolay etkilenen veya güçlü bir duygu taşıyan kişi ya da eser için kullanılabilir.

Hissiyatlı: Hisleri belirgin, duygu dünyası güçlü anlamında düşünülebilir; ancak her bağlamda “duygusal” kelimesinin doğrudan yerine geçmez.

Mesela “duygusal bir film” dediğimizde kulağımıza doğal gelir. “Hissî bir film” dediğimizde ise biraz edebiyat eleştirmeni havasına gireriz. Bir anda elimizde kahve, önümüzde not defteri belirir.

“Duygu” ile “Duygusal” Arasındaki Farkı Kaçırmamak Gerekir

Asıl kafa karıştıran noktalardan biri de burada başlıyor.

“Duygu” bir isimdir. “Duygusal” ise sıfattır.

“Duygu” kelimesinin en yaygın eş anlamlısı his olarak verilir. Türk Dil Kurumu kaynaklarına dayandırılan sözlük açıklamalarında duygu; his, belirli olay veya kişilerin insanın iç dünyasında oluşturduğu izlenim, önsezi ve ruhsal hareketlilik gibi farklı anlam alanlarına sahip bir sözcük olarak ele alınır.

Örneğin:

“Bu olay bende garip bir duygu oluşturdu.”

yerine,

“Bu olay bende garip bir his oluşturdu.”

diyebiliriz.

Ama:

“Bu insan çok duygusal.”

cümlesinde “his” kelimesini doğrudan koyamayız.

“Bu insan çok hissî.”

diyebiliriz; fakat kullanım tonu değişir.

Dolayısıyla “duygu = his” ile “duygusal = hissî” arasında güzel bir bağlantı vardır ama bunlar dilbilgisi bakımından aynı tür kelimeler değildir.

Erkekler Çözüm Odaklı, Kadınlar Empatik mi? Biraz Yavaşlayalım

“Duygusal” kelimesi konuşulunca konu ister istemez insan davranışlarına geliyor. Burada sık yapılan bir genelleme var: Erkekler çözüm odaklıdır, kadınlar ise daha empatik ve ilişki odaklıdır.

Bu cümleyi olduğu gibi kabul etmek kulağa kolay geliyor ama gerçek hayat bundan çok daha renkli.

Örneğin Mehmet isimli bir adam düşünelim. Arkadaşı ona “Bugün çok kötü hissediyorum.” dediğinde Mehmet hemen telefonunu çıkarıp üç seçenek sunuyor:

“İşten ayrıl.”

“Yarın konuş.”

“İstersen birlikte çözeriz.”

Mehmet'in niyeti kötü değil. Hatta yardım etmeye çalışıyor. Fakat arkadaşı belki de o anda çözüm değil, anlaşılmak istiyor.

Aynı şekilde Ayşe'yi düşünelim. Arkadaşı yaşadığı problemi anlattığında Ayşe:

“Bunu yaşarken ne hissettin?”

“Sonra ne oldu?”

“Senin için en zor kısmı neydi?”

diye soruyor.

Bu kez de başka bir durum ortaya çıkabilir. Belki karşısındaki kişi gerçekten çözüm istiyordur ve Ayşe'nin empatik soruları sorunu çözmeye yetmiyordur.

Burada mesele kadınların veya erkeklerin doğuştan belirli bir iletişim biçimine sahip olması değil; insanların karakterleri, deneyimleri, yetişme biçimleri, iletişim alışkanlıkları ve içinde bulundukları koşulların farklı olmasıdır.

Bir kadın kriz anında Excel tablosu açıp çözüm planı çıkarabilir. Bir erkek arkadaşının derdini saatlerce dinleyip ilişkisinin bütün ayrıntılarını hatırlayabilir. Bir başka insan hem empati kurup hem de çözüm üretebilir.

Hatta bazen aynı kişi sabah 09.00'da son derece stratejik davranırken akşam 23.00'te eski bir fotoğrafa bakıp “Biz ne güzelmişiz ya…” diyebilir.

İnsan tek bir kutuya sığmıyor. Neyse ki.

Duygusal Olmak Zayıflık mıdır?

Bence kelimenin en yanlış anlaşılan taraflarından biri bu.

“Çok duygusal.” dendiğinde bazen sanki kişinin mantığını kaybettiği ima ediliyor. Oysa duygu ile mantık birbirinin doğal düşmanı değildir.

Bir insan bir karar verirken hem “Bu mantıklı mı?” hem de “Bu bana nasıl hissettiriyor?” sorularını sorabilir.

Hatta önemli kararların çoğunda ikisi birlikte çalışır.

İş değiştirmeyi düşünüyorsunuz. Maaş daha yüksek olabilir ama çalışma ortamı sizi tüketiyor olabilir. Yalnızca duyguyla karar vermek riskli olabilir. Yalnızca maaşa bakmak da hayatın diğer tarafını görmezden gelmek olabilir.
 
Üst